Spor Psikolojisinin Tarihi
Spor Psikolojisinin Tarihi
Zihin ve beden arasındaki ilişki, insanlık tarihi boyunca merak konusu olmuştur. Antik Yunan filozofu Platon'un 'sağlıklı vücutta sağlıklı zihin' sözü, spor psikolojisinin temel düşüncesini özetler. Benzer bir anlayış, Mustafa Kemal Atatürk'ün 'sağlam kafa sağlam vücutta bulunur' sözünde de kendini gösterir. Spor psikolojisinin bilimsel tarihi ise 19. yüzyıla dayanır. Bu alandaki gelişmeleri altı ana dönemde incelemek mümkündür.
İlk Yıllar (1830–1919)
Bu dönemde, Almanya'da Carl Friedrich Koch beden eğitiminin psikolojisi üzerine makale yayımlamış, Wilhelm Wundt ise beceriyle ilgili deneysel araştırmalar yürütmüştür. Edward W. Scripture, eskrimciler ve koşucular üzerinde reaksiyon zamanı ve hareket eğitimi ilişkisini incelemiş; Norman Triplett, bisiklet branşında 'sosyal kolaylaştırma' kavramını ortaya koymuştur. Pierre de Coubertin, 'La Psychologie du Sport' makalesiyle spor psikolojisi terimini ilk kez kullanmış ve 1897 ile 1913'te spor psikolojisine odaklanan iki Olimpik Kongre düzenlemiştir.
Laboratuvarların ve Psikolojik Testlerin Gelişimi (1920–1938)
Bu dönemde Almanya, Rusya, Japonya ve ABD'de spor psikolojisi laboratuvarları kurulmuştur. Carl Diem Berlin'de, Piotr Antonovich Roudik Moskova'da, Coleman Griffith ise Illinois'de ilk laboratuvarları açmıştır. Griffith, 'Antrenörlük Psikolojisi' (1926) ve 'Sporcu Psikolojisi' (1928) kitaplarıyla ABD'de spor psikolojisinin babası kabul edilir. Rus bilim insanı Avksenty Cezarevich Puni, spor psikolojisi alanında önemli çalışmalar yapmış, yarışmaya psikolojik hazırlık modelini geliştirmiştir.
Geleceğe Hazırlık (1939–1965)
II. Dünya Savaşı yılları, spor psikolojisinde karanlık bir dönem olarak bilinir. Savaş sonrası Franklin Henry, Berkeley'de motor beceri ve sporun psikolojik yönleri üzerine araştırmalar yapmıştır. Dorothy Hazeltine Yates, boksörlere psikolojik gevşeme teknikleri öğreterek uygulamalı spor psikolojisinin öncülerinden olmuştur. 1965'te Roma'da I. Dünya Spor Psikolojisi Kongresi düzenlenmiş ve Uluslararası Spor Psikolojisi Birliği (ISSP) kurulmuştur. Türkiye'de ise bu dönemde spor psikolojisi kavramı ilk kez gündeme gelmiş, 1943'te yayımlanan bir kitapta sporun fizyolojik ve psikolojik etkilerine yer verilmiştir.
Akademik Spor Psikolojisinin Kuruluşu (1966–1977)
Bu dönemde spor psikolojisi, motor öğrenmeden ayrışarak anksiyete, benlik saygısı ve kişilik gibi konulara odaklanmıştır. Bruce Ogilvie ve Thomas Tutko, 'Problemli Sporcular' kitabını yazmış ve Sporcu Motivasyonu Envanteri'ni geliştirmiştir. 1967'de NASPSPA, 1969'da FEBSAC ve SCAPPS gibi uluslararası kuruluşlar kurulmuştur. Türkiye'de ise 1973'te Lütfü Öztabağ'ın 'Spor Psikolojisi' ve 1974'te 'Antrenörlük Psikolojisi' kitapları yayımlanmış, spor akademilerinde spor psikolojisi dersleri verilmeye başlanmıştır.
Çok Disiplinli Bilim ve Uygulamalar (1978–1999)
Bu dönemde egzersiz psikolojisi ayrı bir alan olarak kabul görmüş, spor ve egzersiz psikolojisi çok disiplinli bir yapı kazanmıştır. 1986'da Uygulamalı Spor Psikolojisi Derneği (AASP) kurulmuş, 1987'de Amerikan Psikoloji Derneği 47. bölümü spor psikolojisini tanımlamıştır. Türkiye'de ise 1979'da Ege Üniversitesi'nde akademik çalışmalar başlamış, ilk yüksek lisans ve doktora programları açılmıştır. 1989'da Hacettepe Üniversitesi'nde Sporda Psikososyal Alanlar Ana Bilim Dalı kurulmuş, 1997'de ilk uluslararası sempozyum Mersin'de yapılmıştır.
Çağdaş Spor ve Egzersiz Psikolojisi (2000–Günümüz)
2000'li yıllarla birlikte spor psikolojisi uluslararası alanda hızla gelişmiştir. 2003'te Amerikan Psikoloji Derneği spor psikolojisini özel bir yeterlilik alanı olarak kabul etmiş, 2017'de İspanya'da düzenlenen ISSP Konferansı'na 70 ülkeden 1000'den fazla araştırmacı katılmıştır. Türkiye'de ise 2011'de Egzersiz ve Spor Psikolojisi Derneği kurulmuş, 2014'te ilk yüksek lisans programı açılmıştır. Bu alanda önemli isimler arasında Lütfü Öztabağ, Sabri Özbaydar, Ergun Başer, Şevki Koç, F. Hülya Aşçı, Şefik Tiryaki, Turgay Biçer, Erkut Konter ve Cengiz Karagözoğlu sayılabilir. Spor psikolojisi, günümüzde hem akademik hem uygulamalı alanlarda büyük bir ivmeyle gelişmeye devam etmektedir.